reveal

EĞER MATEMATİK BİLMİYORSAN


Eğer matematik sınavında önüne gelen 30 sorudan sadece dokuzuna doğru cevap verebiliyorsan... Başka hiçbir şeyi öğrenemezsin zaten.


Eğer matematik bilmiyorsan...Sen bilgisayarda arkadaşlarınla ‘chat’ yaparken, dünyanın geri kalanındaki yaşıtların o bilgisayarı yapıyor olur.


Eğer matematik bilmiyorsan... İster sosyal bilimci ol, ister gösterişli bir şirket CEO’su, ister gazete köşe yazarı, ister başbakan, dünyanın başka yerlerindeki yaşıtlarından ve mevkidaşlarından en az bir basamak aşağıda olursun.


Eğer matematik bilmiyorsan... Sen istediğin kadar akıllı, bilgili ve başarılı ol, en fazla dünyanın başka yerlerindeki yaşıtlarının geliştirdiği teknolojiyi ve ürettiği bilgiyi çok iyi kullanan biri olabilirsin, o bilgiyi ve teknolojiyi üreten değil.


Eğer matematik bilmiyorsan... İstediğin kadar ulusalcıyım diye bağır, senin ülkenin tersanelerine de girerler, orduna da hükmederler, bankalarına da...


Eğer matematik bilmiyorsan... Başka hiçbir şeyi de bihakkın bilmiyorsundur zaten.


Radikal başta olmak üzere gazetelerde defalarca yayımlandı ama ben tekrar edeceğim:


1 milyon 294 bin 74 tane öğrenci ÖSS’de ‘matematik 1’ denen ve en temel matematik bilgileri konusunda ölçme-değerlendirme ve eleme yapması için tasarlanmış sınava girdi. Sınavda 30 soru soruldu. Sınava katılan 1 milyon 294 bin 74 öğrencinin doğru cevap ortalaması 9 oldu. 30 soruda 9 doğru, 21 yanlış cevap. Başarı oranı korkunç ötesi düşük. Diyorum ya matematik bilmiyorsan başka hiçbir şeyi de bilemezsin diye... Aynı sayıda öğrenci ‘fen bilimleri 1’ adlı sınavı da aldı. 30 soruluk sınavda ortalama doğru cevap sayısı 4. Evet, yazıyla yazayım dört! Sanıyor musunuz ki, bizim okullarımızda matematik ve fen eğitimi kötü ama sözel ağırlıklı eğitim iyi. 40 soruluk Türkçe sınavında ortalama doğru cevap sayısı 14.1. 30 soruluk sosyal bilimler sınavında doğru cevap ortalaması 11.4. Yani, tekrar temel tezimize geliyoruz: Matematik bilmiyorsan, başka hiçbir şeyi de bilmiyorsundur zaten.


Bu sonuçların anlamını da yazmaya çalışayım: Türkiye fakir bir ülke. Evet dünyada bizden daha kötü durumda olanlar var ama bizim gözümüz daha iyi durumda olanlarda. Onlara bakınca da fakiriz. En azından üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ile kıyaslayınca çok ama çok fakiriz. Biz hızla zenginleşemezsek, ne AB’ye katılabiliriz ne de kendi içimizde bizi yiyip bitiren sosyal sorunları aşabiliriz.


Ve bu sonuçlara bakınca şunu net biçimde görüyoruz: Bir kuşağı daha kaybettik, o kuşak da fakir kalmaya mahkûm olacak. Biz öğrencilerimize matematiği öğretmemeye devam ettikçe, 30 soruluk sınavda ortalama 18-20 doğru cevaba ulaşamadıkça fakir kalmaya devam edeceğiz. O çocuklar fakir kalmaya, cebindeki para miktarı ne kadar çok olursa olsun, dünyanın sağında solunda karşılaşıp rekabet etmek zorunda kalacakları yaşıtlarına karşı boynu bükük kalmaya, bir basamak altta kalmaya devam edecekler. Biz fakirliğimizle, başarısızlığımızla avunmayı da biliriz. Bazı tekil başarı öyküleri okuyacağız arada. Falanca köyde doğup çobanlıkla hayata başlayan ama sonra Amerika’da bilmemne üniversitesinde tıp okuyup çok önemli bilimsel gelişmelere imza atan Türklerin öyküleri olacak bunlar. Onlarla elbette övüneceğiz ama sormak aklımıza bile gelmeyecek: O başarıları neden bir Türk üniversitesinde gerçekleştirmedi acaba?


Meşhur sözdür: Bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür ancak. Bu kuşağı, matematik bilmeden yetişen ve yetişecek onca kuşağı bir zincir gibi düşünün. Elbette içlerinde çok güçlüler var ve olacak ama unutmayın, o zincir en zayıf halkası kadar güçlü.


Matematik eğitimi öyle akşamdan sabaha düzeltilebilir bir şey değil. Ama ben olsam, bu sabahtan tezi yok, bütün paramı matematiğe yatırırdım. Zararın neresinden dönsem kârdır. Bir çocuğa matematik sevgisini verebilirsem eğer ona okulu da sevdirmiş olurum, bütün diğer derslerindeki başarıyı da büyük ölçüde garantilemiş olurum.


İSMET BERKAN


RADİKAL GAZETESİ


15.07.2009